16 Şubat 2016 Salı

Yazar OOR Turkey | Kategori : ,

Erkek moda dergisi Ollie kapak röportajı



"Yokohama Konseri sırasında 'kızgınlıklar' 'mutluluğa' dönüştü." 

― Yeni single’ınız “The Beginning”teki tüm şarkılar daha global bir sounda sahip. Peki şarkının kendisi neyle ilgili? 

Geçen sene Yokohama Arena performansımız sırasında hissettiğimiz çok şey oldu. Bugüne kadar “kızgınlık” duygusundan güç alarak çalmıştık. Hayranların böyle büyük bir alanda 2 gün boyunca bizi dinlemek için geldiğini görmek “kızgınlık” duygusunu “mutluluğa” dönüştürdü. Bu duygumuzu değiştirenlerin hayranlarımız olması çok güzel. Bu çalışmanın ONE OK ROCK’ın yeni başlangıcı (*the beginning) olmasını istedim. Daha önce yaptığımız şarkılar içinde en sevdiğim bu şarkı oldu.

― ONE OK ROCK’ın daha önceki asıl hareket noktasının “kızgınlık” olması beni şaşırttı. 

İlk zamanlarımızda grup kabul görmemişti, biz de dalga geçilmek istemememiz duygusuyla grubu oluşturduk. Bugüne kadar aynı duyguyu sürdürdük. Daha bu son zamanlarda birçok dinleyici kazandık. 

― Yokohama Arena başarınızdan sonra zirve hissini yaşadınız mı?

Açıkçası, öyle bir şey olmadı. Hedefimiz için daha çok yolumuz var ve bu, yolculuğumuzun geçmemiz gereken sadece bir durağıydı. Hatta tam tersi, daha çok pişmanlık hissettim. 

― Gelecekte daha fazla büyük sahneyi mi hedefliyorsun?

Konser alanının boyutunu çok önemsemiyorum, ama büyük alanları seviyorum çünkü farklı bir atmosferi oluyor. Tabi ki bunu hedefliyoruz.


“Bu grubun anlamını aramak ve bununla ilgili ne yapabileceğimizi bulmak için ekstra efor sarfediyoruz”

― Taka’nın gözünde ONE OK ROCK nasıl bir grup?

Savaşımız daha en başta, insanlar bizim bir grup olmadığımızı söylediğinde başladı. İşe yaramaz görülerek başlamak grubun anlamını bulmak için herkesten daha çok çalışmamızı ve bunun için ne yapmamız gerektiğini düşünmemizi sağladı. Benim bakış açımdan grubum böyle.

― Sana ilham veren gruplar oldu mu? 

Linkin Park’ı eskiden beri çok severim. RIZE ve Ellegarden tarzımıza ilham veren model aldığımız gruplar.

― Modayla ilgili sorularım olacak. Giyim tarzını örnek aldığın insanlar var mı? 

Furuya Kenji (Kj)’nin giyim tarzını beğeniyorum ve onun tarzını takip etmek zevkli.

― Son zamanlarda nasıl kıyafetler giymeyi seviyorsun?

Rahat olduğu için genelde şort giyiyorum. Giydiklerimin boyu baya kısa.

― Sahnede genelde tişört giyiyorsun. Onda aradığın herhangi bir özellik var mı? 

Basit bir tişört yeterli geliyor. Üstüme uyması yeterli.

― Anlıyorum. Son olarak yeni single turunuza hissettiğin coşkuyu duyarak bu röportajı bitirmek isterim.

Gelen seyircilerin konserimizden çok zevk almasını istiyoruz. Bu yüzden harika bir raw sound ortaya koymak için elimizden geleni yapacağız. 

✪ raw sound düzenlenmemiş hali, stüdyo kaydından farklı olarak konserdeki gibi enstrümanlı şekliyle.

Dessy not: Taka'nın ilk festivallerinde onları izlemeye hiç kimsenin gelmediğini anlattığını hatırlıyorum. Sadece 1 kişi varmış, o da çalarlarken onlara orta parmağını gösteriyormuş. Grubun başarılı olması için kızgınlıktan güç almaya o zaman başlamış olsalar gerek. Tüm dünyaya başarabileceklerini kanıtlayıp, insanların onlara tepeden bakmasını engellemek istemiş olmalılar. Zamanla, hayranlarından çok büyük sevgi kazandıktan sonra bu "kızgınlık" hissi de artık gölgede kalmıştır. Çalışmaları nefret yerine sevgiden güç almaya başlamıştır. Ve o zaman şarkıları daha ilham verici hale gelmeye başlamış olmalı. İşte tam da bu tarz çizgiyle, bu pozitif bakış açısıyla yaptıkları işlerle birçok insana müzikleriyle yardım ettiler, onları kurtardılar. Demek istediğim, pozitif duygular her zaman daha iyi sonuçlar doğurur. Bu grup bunun yaşayan bir kanıtı. Ve eminim dışarda daha milyonlarca örnek vardır.

Bu sitedeki tüm yazı ve çeviriler facebook.com/OneOkRockTurkey sayfasına aittir.

Kaynak : Ollie September 2012 (*Erkek moda dergisi)
Scan : Hudie.com via jmagazinescans
İng. Çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress 
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR

Yazar OOR Turkey | Kategori : ,



“Rock, insanın tek bir şeye her şeyini adamasıdır.” -Taka


Albümle ilgili detaylı uzun sohbet sonrası şimdi de biraz kelime oyunu konuşması yapalım. Şarkı isim ve sözlerinden bazı kelimeleri aldık, en iyi altı tanesini seçtik ve her şeyi bu kelimeler üzerinden konuşacağız.

-Şimdi, bu albüm şarkılarından seçtiğimiz kelimeleri baz alarak konuşacağız. İlk anahtar kelime “Konzatsu Communication” şarkısından “communication (iletişim)”. Bu kelimeyle ilgili aklınızda ne var?

Taka : Bence iletişimin en önemli kısmı, anlatılması zor olanı ifade edebilmek. 

Tomoya : Benim ve Ryota’nın anneler gününde annlerimize hediye aldığımız bir geleneğimiz var. Hediyelerimizle birlikte mektup göndererek normalde dile getiremediğimiz minnetimizi gösteriyoruz. 

-Bu harika. 

Ryota : Ben özel bir durum olmadıkça ifade edemiyorum. Ve bence Toru’nun eşsiz denilebilecek türde bir iletişim şekli var (gülüyor). 

-Bu ne anlama geliyor?

Ryota : Kafa dengi bulduğu insanlarla arkadaşlık kurma şekli ilginç. Herkes ilk bakışta onun biriyle ilgili iyi mi kötü mü düşündüğünü hemen anlayabilir (gülüyor). 

Toru : İlgimi çekmeyen bir sohbeti takip etmeye çalışırken istemsiz olarak sessizleştiğimi farkettim defalarca. Ne zaman kafa dengi biriyle tanışsam hiç vakit kaybetmeden iletişim bilgilerini alırım. Böylece onu arayıp, bir şeyler içmeye çağırabilirim.

-Sıradaki anahtar kelime “Adult Suit” şarkısından “Adult (yetişkin)”.

Taka : Aklıma ilk gelen sapıkça espriler (gülüyor). Çocukken bu kelimenin bana ifade ettiği kötü bir anlam yoktu. Ama aynı kelimeyi babamın ağzından ilk duyduğumdan itibaren artık öyle hissetmedim (gülüyor). 

Tomoya : Evdeyken bir keresinde annem poşet çay yerine t-back (*gstring çamaşır) demişti yanlışlıkla. Hepimiz duymamış gibi yapmıştık (gülüyor). 

Taka : Tomoya’nın ailesinde hiç kimse argo kullanmaz. 

Tomoya : Abimle bile hiç öyle bir konuşmam olmadı. 

-Peki sen Ryota, kelime sana neyi hatırlatıyor?

Ryota : Sigara içmeyi. 20 yaşına girip sigara içebildiğimde yetişkin gibi hissettim. 

Taka : “Yetişkin” kelimesinde dandy (*tiki..) imajı var. 

-Bir dandy mi olmak istiyorsun?

Ryota : Dandy tarzda bir baba olmak istiyorum. Toru babasına benziyor, bu yüzden gelecekte babası gibi dandy bir baba olacak. 

Toru : Gün geçtikçe babama daha çok benziyorum. Ne zaman şehirde hoş stilli bir kız görsem gözüm takılıyor, aynı babam gibi. Kanımda var (gülüyor). 

-Sıradaki kelime “Jibun Rock”tan “ROCK”. Rock kelimesini duyunca gözünüzde ne canlanıyor?

Ryota : Benim için özgürlük demek. İnsanın içgüdüsel olarak sevdiği şeyin peşinden gitmesi. Sadece müzik değil, her şeyle ilgili olabilir. Rockla ilgili bunu düşünüyorum. 

Toru : Aklıma ilk gelen müzik ve alkol. Kötü bir tarif oldu ama “rock”, birinin siyah deri ceketiyle viskisini yudumlarken, aynı zamanda gitarını çalıp şarkı söylemesidir. 

Tomoya : Hedefine ulaşmak için çok sıkı çalışmak “rock”ın tam anlamıyla ifade ettiği şey. Profesyonel snowboardcu Kazuhiro Kokubo ile bizzat konuşma fırsatı yakaladım ve bana güçlü bir inancın muhteşem olduğunu (*rocks) düşündürdü. Çok harika biriydi.

Taka : İnsanlar farklı renk ve görüntüye bürünerek kendini değiştirir. Tek bir şeye odaklanıp, onun için elinden geleni yapan herkes başarabilir. Bunun sadece müzikle ilgili bir şey olması gerekmiyor. 

-Yani normal bir ofis çalışanı da bir nevi “rock” hayatı yaşayabilir. “Liar” anahtar kelimesiyle ilgili ne söyleyeceksiniz?

Tomoya : Bu olay Nisan’da Taka’ya yaptığımız sürpriz partide oldu. Bize suç ortaklığı yapan menajerimiz bize bir röportaja gideceğimizi söyledi. “Görüşmenin yapılacağı yerin haritasını Toru’ya verdim” dedi. Gittiğimiz yer parti mekanıydı. Başarılı bir sürpriz oldu. 

-Tatlı bir yalan. Taka da mutlu olmuştur. 

Taka : Hem şaşırmış, hem sevinmiştim. Yaklaşık 15 kişinin benim için toplanması mutlu ediciydi. 

Ryota : Bu 1 Nisan’la ilgili hoş bir hikaye. Tomoya klip çekiminden 1 gün önce beni arayıp “serçe parmağımı incittim…” dedi. Bunu duyunca panikledim. Sonunda, “Şaka yaptım!” diye kahkaha attı. Nerdeyse dövecektim (gülüyor) 

Tomoya : “Fena düştüm, daha da kötüleşecek” dedim, sonra “Bugün hangi gün biliyor musun?” dedim. O an Toru soğukkanlı görünüyordu.

-Yani? Nasıl tepki verdi?

Tomoya : Bana “Bageti tutabiliyor musun? Elin bandajlıyken klip çekimi yapamazsın. Ne yapmalıyız?” dedi. 

Taka : “Duyunca kesin delirir” diye düşündüğünden aramadığı tek kişi bendim (gülüyor). Bana dışlanmışım gibi hissettirdi biraz.

-Zıt karakterlerin birbirini çekmesi gibi, ilginç. Sıradaki kelime “Mikansei Koukyoukyoku” şarkısından “Mikansei (incomplete-eksik)”. Ne düşünüyorsunuz?

Taka : Doğum günü hediyesi olarak birinden bir BOSE hoparlör aldım, beni heyecanlandıran bir hediyeydi. Ama ilk etapta sesi dışarı verecek bir amplifikatörüm yok. En kısa zamanda seti tamamlamak istiyorum.

Ryota : Yeni ekipman aldığımda istediğim her şeye sahip olduğumu düşünürüm. Ama sonra başka bir şey daha almak isterim. Önceki gün 5 telli bas gitar aldım ve nerdeyse mükemmel olduğunu düşünürken şimdi yeni bir tane daha istiyorum. 

Tomoya : Acayip şekilde eksik bir şeye sahibim. Bu, bir konser sonrası kutlamada başlayan “hadi kol altı kıllarını yakalım” olayı (gülüyor). Çok az kol altı tüyüm olduğundan yanınca hepsi gitti. Bir daha da çıkmadı ve eksik kaldı (gülüyor). 

Taka : Kıldan konu açılmışken, Toru’nun saç stili asla tam olmayacak.

Toru : Durmadan değiştiği için, huh. 

-Bir süredir sarıydı, şimdi kırmızı.

Toru : Ruh halime bağlı olarak değişiyor. Sabahları yüzümü yıkarken sarı saçlarımı görmekten sıkılmıştım, “Bu ne lan! Her seferinde sarı!” diye (gülüyor). Hem kısa hem uzun kullandım, perma bile yaptırdım, yani sırada rasta ve örgü var. Sanki yaptırırmışım gibi (gülüyor).  

-Tamam o zaman, 25 Nisan’daki çıkışınızın 3. yıldönümündesiniz. “ANNIVERSARY (yıldönümü) anahtar kelimesi üstüne konuşalım. 

Taka : Bu kelime bana 3. yıldönümü anlatıyor. Ama aynı zamanda “Daha sadece 3 yıl geçmiş” diye hissettiriyor. 

Toru : Bu 3 yılda 4 albüm yayınladık. 

Taka : 10. yıldönümümüzde nasıl olacağını merakla bekliyorum. 

Toru : Benim için şirkete katılmamın 10. yıldönümü oldu bile. Hayatımın yarısı burada geçti (gülüyor) 

Ryota : Şirkete aynı yıl girenler içinde geriye sadece Toru ve ben kaldık. 

-10 yıl varlığını devam ettiren bir grup artık kıdemli olur. Böyle anma günlerini önemser misiniz? 

Taka : Bu tarz şeylerle pek alakası olmayan biriyim aslında. Kızlar arkadaşlarının doğum günleri gibi şeyleri bile hatırlar. Biz erkekler öyle günleri kolayca unutuyoruz. Sırf kız arkadaşlarımız delirmesin diye dikkatli olmamız gerek (gülüyor) 

Ryota : Ama birlikteliğin ay dönümünü kutlamak beni yorar (gülüyor).

Taka : Aynen! (gülüyor)


Kaynak: B-PASS July 2010 issue
Scan sahibi: elsiechapman @ tumblr
İngilizce çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR

15 Şubat 2016 Pazartesi

Yazar OOR Turkey |

Röportajı yapan : Leyna Miyakawa
Yayın tarihi : 06.Ekim.2014 

Biri Japonya’da ve yurtdışında değişim yaratan Crossfaith ve diğeri hem ülke içinde hem de dışında hızla katlanarak artan bir hayran kitlesine sahip ONE OK ROCK. Ebisu Liquidroom’daki iki grubun tek sahneyi paylaştığı heyecanla beklenen konserin başarıyla sona ermesinin ardından kendileriyle röportaj şansı yakaladık! Crossfaith’ten Kenta Koie ve ONE OK ROCK’tan Taka ile yaptığımız özel röportaj karşınızda. 

“Japonya müzik sahnesine daha fazla heyecan taşımak ve birçok şehirle hislerimi paylaşmak istiyorum” -Taka


── Bildiğim kadarıyla ONE OK ROCK Vans Warped Tur’a katılmadan önce (daha önce orda bulunan) Crossfaith’e tecrübelerini sormuş.

Taka : Evet. Ebisu Liquidroom konseri posteri için fotoğraf çekildiğimiz gün konuştuk hatta. Onlara tonlarca şey sorduk. Bize çok stresli olduğunu anlattılar. 

Ken : Her şeyi anlattık. Mesela yemek için bile nerdeyse 1 saat sırada beklememiz gerekiyordu. 

Taka : Ve dayanılmaz bir sıcak vardı, nerdeyse ayakkabılarımız eriyecekti…

── Böyle bir şey gerçekten oldu mu?

Ken : Las Vegas’tayken yaşadık. O kadar sıcaktı ki ayakkabılarımız sahnede eridi. 

Taka : Sıcağın hiç şakası yoktu. Ama en çok “Bir kere gidip kendiniz tecrübe edince çok eğleneceksiniz. Diğer taraftan eğlenceli, idare edersiniz” demeleri beni tedirgin etti. Herhalde bu yüzden başka bir şey sormadım. 

── Bu sayede duygusal olarak kendini hazırlamışsındır.

Taka : Doğru. Stresli bir rutin vardı ama düşündüğümden daha kolaydı.

── Yurtdışında farklı gruplarla performans göstermek Crossfaith ve ONE OK ROCK’a hiç ilham verip yeni şeyler öğretti mi? 

Ken : Mesela ana grup olan Bring Me The Horizon’la turdayken sahne performanslarını izleyebildik. Bizde bunu yakalama isteği yarattılar. Normalde ben konserlerimizde özel efekt veya siyah konfeti atılması tarzı şeylerden hoşlanmıyorum. Bana bir şekilde sahte geliyor. Ama orda buna kendi gözlerimle şahit olunca havalı geldi. Böyle küçük detaylardan bile öğrenilecek çok şey var. 

Taka : Amerikalı gruplar ufak şeylere takılıp canını sıkmıyor ve daha rahat olmaları ana özellikleri. Oraya gidip bunu kendim görünce verimsiz olmayı düşünmeyerek daha üretken olduklarını fark ettim. Japonya’ya döndüğümde bu hisler Japonlara özgü olumlu özellikler üstüne düşünmemi sağladı. Amerika’da veya Japonya’da her şeyimizi ortaya koyuyoruz, Japonya ve Amerika konserlerimiz arasındaki uçurumu kendi çabalarımızla kapatmaya çalışmak iyi bir deneyim oldu. 

── Yani Japonya’daki ve yurtdışındaki konserler arasında farklar var.

Ken : Ülke ve konser alanı başlı başına farklı zaten, ama asıl anlatmaya çalıştığım etrafındakilerin de farklılığı. Vans Warped Tur üstüne konuşursak günlük rutine ayak uydurabiliyorduk. Ama hayranların tepkisi her gün değişiyordu. Bu yüzden günlük olarak tema belirlemek ve bunu sürdürmek çok önemliydi. Bu tarz bir tecrübe bizi her yerde konser vermeye hazır hale getirdi. Japonya’ya göre sorunla dolu birçok yer vardı. 

── Öyle mi?

Ken : Evet. Sadece Vans Warped Tur sırasında değil, her yerde sorun yaşanabiliyor. Mesela Avrupa’daki hiç ekipmanı olmayan küçük kulüp gibi, DJ için bile kablo yoktu ki günlük yemeğin çay olması konusuna hiç girmeyeyim. Böyle durumlar bizi daha da güçlendirdi. 

── Yani teknik sorunlar da yaşanabiliyor.

Taka : Defalarca yaşadık. Vans Warped esnasında Ryota’nın basına olanlar gibi, turun yarısında sesi çıkmadı. (Ç/N: Temassızlık gibi bir sorundu sanırım. Hatırlayamadım) 

Ken : Las Vegas sahnemizde Warped turun başından beri kullandığımız bilgisayar sıcak hava yüzünden bozuldu. Böyle aksiliklere karşı yanımızda ipod getirmiştik, ama o da çalışmadı.

── Bu durumu nasıl aştınız?

Ken : O kısımları konuşarak doldurdum. O gün hava 45 derece sıcaklıktaydı. Bring Me The Horizon ve August Burns Red gibi ana sahneler ve aynı bilgisayarı kullanan diğer gruplar da aynı sorunu yaşadı. Onların seviyesindeki grupların bile ses çıkmaması gibi bir sorunda sakin kalması ve Taka’nın söylediği gibi idare etmesi gerekti.

Taka : Japonların önlem alma huyu vardır. Bizim aksiliklere karşı hep B ve hatta C planımız olur. Ama Amerika’da böyle şeyler yok.

Ken : Şöyle diyebiliriz, eğer devam edemeyecek durumdaysan bile elinde ne varsa onunla idare etmelisin.

Taka : Amerikalıların yaptığı şey bu. Biz sahnede ciddi bir sorunla karşılaştığımızda en iyi performansı ortaya koyabilmek için insan gücü kullanırız. 

── Bu kesinlikle bir Japonya turunda yaşayabileceğiniz türde bir tecrübe değil. 

Taka : Ryota’nın bas sorunu devam ediyordu. Bu nadir durumu (*turu) yaşamak için Amerika’ya tüm o yolu gelmiştik, bu yüzden sesin gittiği yerlerde insan gücü kullanalım diye konuştuk.  Japonya’ya döndüğümüzde konuşurken karşılaştığımız bu beklenmedik sorunla sağlam bir duruşla başa çıktığımız konusunda hepimiz hemfikirdik. Çok ilkel olmasına rağmen.

Ken : Ama aslında çok kritik, büyük konserlerde de yaşanabilir. Büyük bir konser için ne kadar hazırlık yapılsa da beklenmedik sorunlar her zaman çıkabilir. Gerçi şöyle bir detay da var, böyle şeylerin yaşanması da gerekir.

── Yaşadığınız zorlukları sormuşken, daha büyük şansızlıklar olabiliyor mu diye merak ediyorum. 

Ken : Birçok şey var. Ekipmanları taşıyan araba bozulabilir, ekipmanlar konser alanına ulaşmayabilir ya da tur otobüsü yolda kalır, grup sahne saatini kaçırırsa turu tamamlayamaz. 

Taka : Biz değil ama başka bir grupta böyle bir sorun görmüştüm. Ana sahnedeki Falling in Reverse grubuydu. Bir anda turun ortasında ortadan kayboldular. 

── Ne, gerçekten mi?!

Taka : Yanılmıyorsam grubun vokalisti Ronnie Radke Kanada’ya alınmamıştı.

── Muhtemelen Ronnie bir ara Escape The Fate ile birlikteyken bela çıkardığı içindir…

Taka : Ama çok ilginç bir adam! Çok katı ve tam bir mükemmeliyetçi, ama şarkıları çekici ve dinlemesi, söylemesi zevkli şarkılar.



── (Crossfaith ve ONE OK ROCK olarak) Birlikte çalışmanızın size katkısı oldu mu diye merak ediyorum. 

Taka : Ona daha fazla saygı duyamazdım herhalde. 

Ken : Ben de aynı hissediyorum. Yurtdışında bana “Japon gruplardan kimleri önerirsin?” diye sorulduğunda aklıma ilk ONE OK ROCK ve Coldrain gelirdi. Aynı yaştayız ama onların (ONE OK ROCK) ışığını görmek bende takdir hissi yaratıyor. Ama Taka bazen tuhaftır (*cinstir) (gülüyor) 

Taka : Sen de tuhafsın (gülüyor). Ama yurtdışı aktivitelerini düşününce ONE OK ROCK’ı Crossfaith’in çömezi olarak görüyorum. Yurtdışı aktivitelerinde bize onlar öncülük etti. Bizim ilk seferimiz tam bir fiyaskoydu. Bazen Japonya’da da böyle bazı anlar olur ve sonuçta karşındakiler de Japon olduğu için Japonca konuşman yeterlidir. (Yurtdışında) Henüz yeni olduğumuz için kalakaldık. Ama Crossfaith üyeleri çok ümitsiz bir durumda olmalarına rağmen tüm motivasyonlarıyla devam ettiler. Mesela her şeyden önce İngilizceniz sıfırdı, değil mi?

Ken : Evet, İngilizce konuşmak imkansızdı.

Taka : Ama hepiniz öğrenmeye odaklandınız ve şimdi röportajlarda rahatça İngilizce cevap verebiliyorsunuz. Bunu görmek bana güçlü bir motivasyon sağladı. Müziği bir tarafa bırakırsak konserlerimize gelen genç insanlar için bile Crossfaith saygı duyacakları bir grup. Yurtdışına çıkmak genç neslin müzik için olmasa bile hep istediği bir şeydir. Crossfaith’in yapmakta olduğu şeye saygı duyma sebebimiz buydu. 

Ken : Açıkçası bu kadar düşünmedik (gülüyor). Yurtdışına çıkmayı kafamıza koyduğumuzda bunu gerçekleştirebilmek için her şeyi yaptık. Oraya sonunda gidebildiğimizde, mesela İngiltere ziyaretimizde tur otobüsü bulamadığımız için tüm yolu minibüsle gittik, konser alanına varmak için 17 saat harcadık. Ama gene de eğlenmiştik. Az önce Taka’nın da söylediği gibi yurtdışına çıkma hedefi birçok farklı olasılık demek. 

── Crossfaith ve ONE OK ROCK’ın en son aynı sahnede olmasının üstünden 2 yıl geçti. 

Taka : Doğru. 2012’de Osaka, Nanba Hatch konseriydi. Crossfaith o zaman zaten çok tanınıyordu, oldukça takdir ettiğim bir gruptu. Onlar gibi gruplarla çalışmayı çok istiyorduk. O zamanki bizim sahnemiz olunca onları biz davet etmiştik.

Ken : Bize ilk sorduklarında, “Ne, mümkün olur mu ki?! ONE OK ROCK hayranları Crossfaith dinler mi?! Olsun, boş verin, yapalım!” şeklindeydik (gülüyor) Başta ONE OK ROCK’ı pek tanımıyordum. Ama onların oldukça iyi olduğunu anlattılar. 

Taka : Beni görünce “Şu küçük olan mı şarkı söylüyor yani?!” demiştiniz (gülüyor). 

Ken : Ama şunu da söyledik, “Yokohama Arena konserlerinde tüm biletler tükenmiş! Biz onları nasıl hala bilmeyiz!” (gülüyor). Ama bir gün Shinkiba Studio Coast konserinizde sizi ilk defa gördük. Tüm bakış açımız değişti ve karşımızda mükemmel bir grup olduğunu fark ettik. Hiçbir şarkılarını bilmiyorduk ve müzik türleri bizden farklıydı, ama harikaydı. Onlarla aynı sahnede olabilmeyi iple çekmeye başladık ve Nanba Hatch için davet ettiklerinde duraksamadan evet dedik. Sonrasında tekrar birlikte sahne alma şansımız olmadı, ama sonunda bu sefer bir araya gelebildik. 

Taka : Bu konsere katılan ismin Crossfaith olmasını istiyordum ve bu düşüncem gerçek oldu. 

Ken : Biz de eğer bizi çağıran ONE OK ROCK olursa kesin gideriz, diyorduk.


── Bu konser hem hayranların hem de grupların uzun süredir beklediği bir şeydi anlaşılan.

Ken : Hayranların bakış açısından konuşursam, rock sahnesinde ONE OK ROCK ve Crossfaith gibi bir ikili biraz beklenmedik. Bu iki grubun Ebisu Liquidroom sahnesindeki düellosu tam bir gösteri olurdu. Hem ONE OK ROCK hem de Crossfaith yurtdışına çıktı ve her iki grup üyeleri birbiriyle iyi arkadaş. Hayranların bunu bilmesini istiyorum ve bizimle eğlenmeye devam etsinler. 

Taka : Yurtdışında gördüğümüze kıyasla Japonya’daki hayran kitlesi hala küçük. Daha fazla şey denemek istiyorum. Amerika’da müzik sektörünün nerdeyse hep yeni gruplarla gayet iyi yapılandırılmış olduğunu gördüm. Burada Japonya’da da böyle bir yapılanma var, gruplar büyüdükçe daha fazla ülkeye ulaşmak istiyor.

Ken : Aynen dediğin gibi. Ve ben de ONE OK ROCK ile ortak bir yurtdışı turu yapmak istiyorum. 

── Muhteşem olurdu!

Ken : Japon Expo’ya giden, Japonya kültürüne aşina olan seyircilerle sınırlı kalmak istemiyorum, rock müzik seven ve sadece kendi ülkesinin şarkılarını dinleyen insanların da “bu çok etkileyici!” dediğini duymak istiyorum. Grubumuz, Coldrain ve ONE OK ROCK’la bir arada olacağımız bir yurtdışı tur yapsa harika olurdu. Eğer 3-4 bin kapasiteli bir yerde biletleri tükenen bir konser yapabilsek bu, insanların Japonya’ya bakışını da değiştirirdi. Japonya’nın dikkat çekmesi demek yabancı daha fazla grubun buraya gelmek istemesi demek. 

Taka : Hi-STANDARD, Blink-182’yi Japonya’ya getirmek için benzer bir çalışma yaptı. Muhteşemdi; aslında grupların bunu yapması gerekir. Onların adımlarını aynen kopyalama niyetim yok, ama mücadelelerini devam ettirmek istiyorum.

Ken : Hi-STANDARD için Blink-182’yi getirmenin büyük anlamı vardı, çünkü müziklerinde onlardan ilham almışlar. Biz de etkilendiğimiz grupları davet edebiliriz belki.

── Ne gibi?

Ken : The Prodigy.

Taka : Muhteşem bir gruptur!

Ken : Makuhari Messe gibi büyük bir sahnede katılımcı listesinde adının olması ilginç olurdu. Oradaki bir konsere The Prodigy’i getirsek seyirci şaşkına dönerdi. Büyümekte olan gruplardan Bring Me The Horrizon’u da davet etmek isterdim. Ama sadece üçümüz olsak da önemsemeyiz. Japonya’da yabancı grupların konserlerinde yer alsak da, Japonlar bizim sadece açılış grubu, yan grup olduğumuzu düşünürdü. Böyle varsayımları ortadan kaldırmak istiyorum ve eğer kendi grup turumuzu yapabilirsek bunu sağlayabiliriz.

Taka : Ben Rammstein’ı isterdim. (*Alman metal grup)

── Yani Rammstein mı dinliyorsun……!

Ken : Bunun şakası yok! Ama üçlü tur yapmak için bizim gruplarla uyumlu olmazdı herhalde (gülüyor).

Taka : İmkanı yok, eh (gülüyor) Rammstein’ı Japonya’ya getirmek çok uğraştırır.

Ken : Biz tüm o zorlu aşamaları aşana kadar onları getiremeyiz. 

Taka : Bir yolunu buluruz nasılsa (gülüyor).

Ken : Tamam o zaman, hadi yapalım! (gülüyor)

Taka : Kesinlikle çok ilginç olurdu. Bu iyi katılımcı listesiyle her yaştan dinleyici eğlenirdi. 

Ken : İnsanlar da bizim en sevdiğimiz batı gruplarını dinlemek isterdi herhalde. Rammstein mesela, hem sanatsal olarak hem dünyaya bakışını görerek zevk alacağın bir gruptur. Punk rock ruhundan keyif alacağın ve kendini kaybedeceğin bir konser güzeldir, ama farklı perspektiflere sahip müzikten de zevk almak mümkündür. Umarım herkes farklı müziklere de şans verir.

── İnsanlar Batı veya Japon diye ayırt etmeden her tür müziğe hakkını verse harika olurdu. 

Ken : Böyle bir ortama ihtiyacımız var bence. Batı gruplarının konseri burada nadiren oluyor ve oldukça külfetli, Japonya konserlerinin bilet fiyatları çok uçuk. İşte bu yüzden, bu eksikliği bir şekilde gidererek bir geçiş sağlamak istiyorum. 


Orj: altpress 
İng. Çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress 
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR

Yazar OOR Turkey | Kategori : , , ,



Tomoya yurtdışı tecrübesinden ilham aldı ve bu etki onu değiştirdi. Böylece keşfettiği “anlam”ı albümleri 35xxxv’de yansıttı!

Sizinle Tomoya’yla yaptığım röportajı paylaşmak istiyorum. Amerika’daki uzun kayıt sürecinde ve hayallerin sahnesi Warped Tur’da neler hissetti, neler öğrendi? Tüm bu tecrübelerin yansıması olan son albümleri “35xxxv”in arkasındaki hikayeyi ve son zamanlardaki farklı çalış stilini konuştuk.

“En büyük fark stresten arınmış olarak çalabilmem.” 

◉ Yurtdışında gerçekleştirdiğiniz ilk kayıt, Warped Tur’a katılmanız ve Yokohama Stadyum konserinizi düşününce 2014 Tomoya için dolu dolu geçmiş olmalı. 

Evet, aşırı yoğun bir yıldı. Yılın yarısını yurtdışı yolculuğuyla geçirdik, her şey farklı geliyordu, birçok şeyden ilham kazandım ve daha önce hiç yaşamadığım kadar eğlendim. Yeni yılın yeni kapılar da açtığını düşünüyorum, çünkü daha önce hiç tanışmadığım türde çok farklı insanlarla tanıştım. 

◉ Geçen sene Warped Tur sonrası Crossfaith grubuyla yaptığınız bir konseri izledim ve çalış stilinin açıkça değiştiğini fark ettim. Amerika’da öğrendiğin bir şeyler sonucu olduğunu düşündüm. 

Gerçekten mi? Böyle bir yorum duymak beni mutlu etti. Hem kayıt hem de Warped Tur beni inanılmaz etkiledi. Aileymişçesine tüm günümü birlikte geçirdiğim birkaç grup vardı. Onların performanslarını hep yakından izledim ve bu süreklilik bana birçok fikir verdi. 

——————————————————–

◉ Duyduğuma göre yurtdışında kayıt yapma fikri aslında Taka’dan çıkmış.

Doğru. İlk söylediğinde Amerika’da farklı bir dil konuşan yeni bir yapımcıyla çalışma fikri bizi korkuttu. Ama bilirsiniz, yeni şeyler denemek istedik, bu yüzden bu bizi durdurmadı. Herkes Amerika’ya gitme konusunda kararını verdi. Başta çok kötüydü, ama motivasyon, ilham ve eğlence çektiğimiz sıkıntıdan 100 kat fazlaydı. Düşüncelerim, “Heyecan verici, çok eğlenceli!” diye değişti. (gülüyor) 

——————————————————–

◉ Amerika’da ideal bateri sound’unu bulabildin mi?

Buldum. İyi tarafı, çalmaya odaklanabildiğim için hiç zaman kaybetmedim. Stresten arınmış olarak çalabildim ve ortaya çıkan fark önceki kayıtlara kıyasla dağlar kadardı. O güne kadar kayıtları hep dar bir bakış açısıyla yapmıştım, ama bu sefer bilincimi tamamen açtım. Tabi ki olması gerektiği gibi tüm dikkatimi vererek yapıyordum, ama aynı zamanda spor salonuna gittim veya güzel günlerde diğerleriyle sahilde yürüdüm. Tüm bunlar sayesinde kayıt esnasında rahat hissedebildim ve bu çok istediğim bir şeydi. Ben aslında ödleğimdir haha, o yüzden yapacağım şeyde kesin hatlara sahip olamamaktan nefret ederim. Ayrıca ani, (ısınmadan) hazırlıksız şeyler yapmayı sevmem. İşte bu bakış açım Amerika’da biraz olsun değişti.

◉ Yani John (*Feldmann) ve diğerleri içinde saklı duran şeyleri açığa çıkardı. Peki müziğini objektif bir şekilde dinlemeye çalıştığında ne hissettin? 

Kesinlikle kayda değer bir değişiklik vardı ve soundda biraz farklı bir iz yaratmıştı. Artık ulaşmak istediğim birçok hedef olduğundan bende daha fazlasını yapma isteği yarattı. Şu ana kadar yaptığımız en iyi albüm olması için kendimi tamamen adadım, ama bana sorarsanız zirveye ulaşmak için gitmem gereken hala çok yol var. Gitmeden önceki ve sonraki düşünce tarzım birbirinden tamamen farklı. O dönemde kazandığım tecrübe bu yüzden muhteşem.

◉ Diğer yapımcılarla çalışmak nasıldı?

Hepsi kendine özgü karaktere sahip 5 farklı yapımcıyla çalıştık. Bu albümde onlarla birlikte çalışabilmek bana çok fazla şey kattı. 


◉ Az önce Warped Tur’da bulunmanın harika olduğunu belirttin. Diğer bateristlerle fikir alışverişi yapabilmek gibi şeyleri mi kastettin? 

Günün sonunda hep barbekü yapıyorduk. İngilizce konuşamadığımız ve çekindiğimiz için her zaman endişeliydik ve sinik duruyorduk haha. Önce diğer insanlar gelip bizimle konuşuyordu hep. Bildiğim %20’lik İngilizceyle bir şekilde iletişim kurmayı başardım. Böylece rahatlayıp insanlarla konuşmaya başladım. Muhtemelen en iyi kankam ISSUES üyeleriydi. Her gün görüştüğümüz için aile gibi olmuştuk. Baterist olarak konuşursam, Watsky adında bir rap grubu var ve siyah bateristleri Chukwudi mükemmel ötesiydi! “Bu ne tarz bir çalış böyle?” oldum, geçen sene gördüğüm tüm bateristlerin en iyisiydi ve performansını hep izledim. Warped Tur’da son günümüzde grubumuzun dostları…Yellowcard, ISSUES ve diğerleri sahnemize (*izlemeye) geldi. O küçücük sahnede turda performans yapmış bir sürü grup arkamıza dizilmişti haha. Sonrasında, bizden sonra aynı sahnede çalan Watsky grubu “Deeper Deeper” şarkımızı doğaçlama çalarak bize sürpriz yaptı. Çok duygulanmıştım, o an ağlamamak için kendimi zor tuttum.

◉ Yaptıkları çok tatlıymış. Warped Tur sırasında tüm o yabancı bateristlerle çevrili olmak sana bateri çalmak hakkında çok şey düşündürmüş olmalı. 

Tüm o bateristleri izleyerek kendimle kıyasladığımda iyi ve kötü yönlerimi görebildim. Diğer taraftan, beni izlediklerinde onlardan övgü aldım. Böylece “kendi stilimi” bulabildim. Bir sonraki hedefim Amerikalı bateristlerin etkisini bu stille birleştirmek olacaktı. 

◉ Tomoya’nın başarılı çalış tekniği de diğer bateristlere yeni şeyler fark ettirmiştir.  

“Çitin öteki tarafındaki çim her zaman daha yeşildir”. Benim farklı temel vuruşlarım ve hissi onlara Japon soundu gibi gelmedi. Sadece tamamen bendim. Orda bulunmak bana güçlü şekilde “Japon yönümü” mutlaka korumalıyım diye düşündürdü. Gördüğüm ve hissettiğim her şeyi ortaya koyacağım ve yeni bir çalış tekniği yaratacağım tekrar. 

◉ Yabancı bateristlerden alıp kendi stilinle harmanlamak istediğin şeylerde temel unsur nedir? 

O özgün “his”. Mesela, tom veya hi-hat vuruşlarının Japon bateristlerden çok farklı, beni etkileyen bir hissi var. Bu yüzden daha geniş bir iz bırakıyor (Ç/N: Hissederek çalınan her vuruşun dinleyiciye verdiği histen bahsediyor, daha geniş bir kitleyi yakalamasından. Kendisinin insanlara zaten bunu yaşattığının farkında değil mi diye düşünüyor insan). Bateri çalışım daha önce böyle bir dalga yarattıysa, herhalde “zayıf ve göze çarpmayan türde” bir dalga olmuştur. Ama bu zayıflığın birazının devam etmesini istiyorum, böylece ortaya çıkan şey doğallığını koruyacaktır. Güzel hisler veren bir dalga. Tam olarak yapmak istediğim şey bu.

Not: Scanden çevrildiği için kısmi çeviridir.

İngilizce çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress  
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR

Yazar OOR Turkey | Kategori : , ,


Bu röportaj vokal ve gitarist Toru’nun 18. doğum gününün hemen sonrasında yapıldı. Tüm üyelerin yaşları 17 ve 18 geçiş döneminde olan ONE OK ROCK grubu, 18 Aralık’ta (2006) Shinjuku LOFT’ta ilk tek kişilik konserini gerçekleştirdi. “Artık-çocuk-değil-ama-daha-erkek de-değil” hassas dönemini yaşayan grup üyelerine gerçekte günlük hayatlarının nasıl olduğunu sordum.


“İlgi isteyen bir doğam var, bu yüzden her zaman yanımda biri olsun istiyorum”– Taka


-Bu şansı, müzik yerine günlük hayatınız ve karakterlerinizle ilgili konuşmak için kullanmak istiyorum. Ama ilk olarak yakın zamanda neler yaptığınızı konuşalım.

Taka : Dün Toru’ya doğum günü partisi yaptık. Artık 18 yaşında.

Toru : Pek de farklı hissettirmiyor. 

-Parti için neler yaptınız? 

Taka : Bir sürü arkadaşımızı çağırdık ve bir restorana rezervasyon yaptırdık. Ona hediyelerini verdik ve onu kandırdık.

Toru : Benim için sürpriz oldu. 

Alex : Hediye niyetine ona zaten kendine ait şeyleri verdik haha 

Toru : Yaklaşık 10 kişi bana “Omedetou! (Doğum günün kutlu olsun!)” dedikten sonra hepsi bana zaten benim olan şeyleri verdi (gülüyor). Terlik, kolye gibi şeyler. Ama sonra gerçek hediyeleri verdiler tabi. 

-Neler verdiler? 

Toru : Şu an giydiğim ayakkabılar Ryota’dan, gitar kabıysa Alex’ten hediye.

-Ryota dışında tüm üyeler 18 yaşında. 17 ve 18 yaş arasında pek fark yok, siz ne düşünüyorsunuz?

Taka : Yaşlı hissediyorum. 17’yken gittiğim her yerde en genç bendim. Herkes “Gerçekten 17 misin? Vay~” diyordu ama mekanda benden daha genç insanlar oluyordu. 

-Yani çoktan bir yetişkin gibi görülüyordun. Ryota, peki sen 17 yaşında olmakla ilgili ne düşünüyorsun?

Ryota : Bir an önce 18 olmak istiyorum. 17’yi yeterince yaşadım. 

-“Keep it Real”ın teması “yetişkin halimiz” ve sizler yetişkin olmaya gittikçe daha çok yaklaşıyorsunuz. Nasıl yetişkinler olmak istersiniz?

Taka : Son zamanlarda büyüklerle sık sık yemeğe çıkma fırsatım oldu ve en çok farkına vardığım şey “her jenerasyonun kendi yaşına özgü düşünmesi gereken şeyler olduğuydu”. Babamın yaşlarında kendi bakış açısını başkalarına uygulatmaya çalışan bir rockçı var. Söylediği şeyler doğru olabilir, ama bizim şu anki durumumuza uygun değil. Düşünce şeklimiz, içinde bulunduğumuz yaşa göre farklılık gösteriyor. Bu yüzden yetişkin olduğumda kendi doğrularımı gençlere zorla uygulatmak istemiyorum. Eminim o rockçıya benden daha büyükler bunları söylemiştir. Bu anlamsız bir ısrarcılık sadece.

-Toru sen kafanda nasıl bir yetişkin olacağına dair şeyler kurdun mu?

Toru : Henüz düşünmedim ama çocukken hep başarılı olmayı hayal ederdim; böylece lüks bir evde yaşayabilirdim. Rutin şeyler yapmaktan hoşlanmam. Şarkı yazarak, konser ve kayıt yaparak hayatın tadını çıkarabilirim.

-Görünüşe göre çocukluk hayalinin peşinden gidiyorsun. Ryota ve Alex, siz? 

Ryota : Her yerde en genç benim, ama benden büyüklere akıl danıştığımda bazen Taka gibi ters düştüğüm oluyor. Yoldan çıkmadan büyümek istiyorum.

Alex : Pek üstünde durmuyorum. Sanırım aynen bu şekilde büyüyeceğim. Ama iyi bir baba olmak istiyorum. Pek şiddet yanlısı bir tip olmadığımdan, nazik bir ruha sahip olmak eğlenceli olurdu.

-Şiddet yanlısı derken, grupta kimden bahsediyorsunuz? 

Taka : Ben asabiyim ve “ben”ci bir şahsiyetim (gülüyor). Ama sadece gerçekten güvendiğim insanlar bencil olduğumu söyleyebilir. (Ç/N: Başkaları bu yönümü bilmez) Diğer üç üyeye karşı bencilim, çünkü onlara güveniyorum.

-Diğer üyelerin başı belada (gülüyor) 

Toru : Hem kendisi sabah erken gitmeliyiz diyor, hem de beni akşam yemeğe götürüyor. 

Taka : İlgi isteyen bir doğam var, bu yüzden her zaman yanımda biri olsun istiyorum (gülüyor).

-Birçok baskın karakterde rockçı olduğunu düşünürsek, rock yıldızlarının, özellikle vokalistlerin böyle bir karaktere ihtiyacı vardır belki.

Taka : Dominant olma hakkım hiç yok (gülüyor). 

-Sonuçta (vokalist olarak) önde durmak zorundasın (gülüyor). Toru’nun karakteri nasıl?

Taka : Bence Toru gruba en iyi babalık yapacak kişi. Asla sinirlenmez. Ama bir şey söylemesi mümkün olmadığından bu durum (*sakinliği) oğullarını kızdırabilir (gülüyor). 

-Toru, itirazın var mı?

Toru : O kısmı sana bırakıyorum (gülüyor). Ayrıca birisine dinletmeden şarkı yazmanın imkansız olduğunu düşünen biriyim. 

-Ryota nasıl? (Ç/N: Şarkı yazma konusunda)

Taka : O korkak olan (gülüyor). 

Ryota : Alışmak için saatler harcamalıydım, bu yüzden 1 yıla yakın stüdyoda şarkı yazma aşamasının hiç parçası olmadım. 

Alex : Şarkı yapmaktan yırttı (gülüyor). 

Ryota : Anlamadığım hala bir sürü şey vardı ve söyleyecek nerdeyse hiçbir şeyim yoktu. Melodi için öneri yapabilecek duruma daha yeni geldim.

Taka :  Ryota dışardan izleyip, fırsatını bulduğunda olaya dahil olan bir tiptir. Topluluğa bir kere karışırsa başarılı olacağını umut eden biri (gülüyor).

-Alex kendinin sessiz biri olduğunu söyledi, ama öyle mi?

Alex : Hayır, öyle olmak istediğimi söyledim, ama kesinlikle değilim… (gülüyor) 

Taka : İçimizdeki en benzersiz karakter ona ait. Herşeyi nasıl isterse öyle yapıyor. 

Ryota : Onu ilk gördüğümde korkutucu olduğunu düşünmüştüm. Ama aslında çocuksu biri (gülüyor).

Alex : Cana yakın görünüyor olmalıyım ki benden küçükler bile beni ilk adımla çağırıyor (gülüyor). 

-Herkes canının istediği gibi davransa grup ilerlemez ki (gülüyor). Grupta kim diğerlerini şarkı yazma tarzı şeyler konusunda dürtüyor?

Taka :  Gruptaki k.ç tekmeleme rolü bana ait olduğundan, diğer üyeleri çalışmaya zorlayan da benim.

-Bu noktadan bakarsan grubun şu anki durumuyla ilgili ne düşünüyorsun? 

Taka : Herkes herşeyi kolayca, rahatça yapmak istiyor ve tam bir “konfor” peşinde. Sanırım tüm mücadelemiz bunun için. Henüz yaşımız gençken üstüne gitmeliyiz, böylece ileride rahatlama şansı kazanabiliriz.

-Şu ara şarkı yazmak gibi şeyler yapmak mı mesela? 

Taka : Evet. İnsanlar birbirine tutunursa ortak bir dile ulaşabilir. Başka deyişle, elimizden gelenin en iyisini yaparsak ve bir olma hissini aklımızdan çıkarmazsak başarabiliriz. Yapmamızı istediğim şey bu. Farklı karakterlere sahibiz, ama birbirimize şarkı yazarken fikir veriyoruz ve hepimiz birden “muhteşem oldu” diyene kadar bunu sürdürüyoruz ve bence bu harika.  Bu şekilde devam etmenin güçlü bir etkisi olmaz mıydı?

-Son yaptığınız şarkılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Toru : Minör gamla hüzünlü şarkılar yaptık ve ayrıca farklı şeyler denedik. 

Taka : Şarkılarımıza söylerken güzel hisler veren sözler koyduk. Eminim dinleyicilerimiz rahat söylenen bu sözleri dinlerken iyi hissedecek. Bunun üstünde çalıştık.

Ryota : Yaptığımız şarkıların hepsinin kusursuz olduğunu düşünüyorum. Şu anki konumumu bozmadan bu beceriyi daha yukarı çekmek istiyorum.

-Peki o zaman, 2007’den beklentiniz ne olacak? 

Taka : Sonuçta insanız, ister istemez şansızlıklar yaşanacaktır ama gelecekteki biz için elimden geleni yapacağım.

Toru : 2006 yılında grup daha oturdu ve müzik tarzımız biraz değişti. Bence 2007 derecemizi artırabileceğimiz yoğun bir yıl olacak. Bu yüzden sabırsızlıkla bekliyorum. 

Ryota : 2006’da tur yaptık ve büyüdüğümüz bir yıl oldu. 2007’de daha fazla şey öğrenmeyi ve kendimi geliştirmeyi istiyorum.

Alex : İstediğimiz şeyi yapma şansı yakaladık ve ortaya koyduğumuz işin “sonucunun” mükemmel olmasını istiyorum. Bu sene isteğim sahnede iyi bir performans sergilemek ve güzel şarkılar yazmak.


Röportaj: Koichi Kamiya | Fotoğraf : Araboshi
Scan sahibi : shinigamitabris @ livejournal
İngilizce çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR

Yazar OOR Turkey | Kategori : ,

Röportajı yapan: Okamoto Akira
Yayın Tarihi: 11.02.2015

ONE OK ROCK 2 yıl aradan sonra yeni albümü 35xxxv’i yayınladı. Albüm yapım aşaması için üyelerin dördü birlikte Amerika’da bulundu. Tüm günü birlikte geçirdikleri bu çalışma dönemine ait Taka röportajı sizinle! 

“Hepsi yok olduktan sonra geriye kalan o şey çok değerli"

── Bu, 2 yılın ardından çıkan ilk albümünüz mü?

Taka: Evet. Bu albümün mümkün olduğunca beklentimizi karşılamasını istedim. Bu yüzden geçen sene Ekim ayına kadar beste yapmaya ve şarkı eklemeye devam ettim. Son dakikaya kadar böyleydi. 

── Hem albümü hem de son single’ı yurtdışında yabancı bir yapımcıyla kaydettiğinizi duydum.  

Taka: Doğru. Japonya etkisini tümüyle üstümüzden silerek tamamen Amerika’daki çalışmamızla oluşan bir şey ortaya koysak yeni imajımız nasıl olur diye bir düşüncemiz vardı. Albümü yapmak için kaldığımız yer hem bana hem diğer üyelere yabancıydı, ama her zaman tüm günümü üyelerle birlikte geçirdim. 2014’te 300 günümüzü birlikte geçirdik. 

── Böyle bir ortamda olmak sana sınırların olmadığı bir albüm yapma isteği verdi mi? 

Taka: Sanırım öyle oldu. Bir önceki çalışmamız “JinseixBoku=” Japonya’da kaydettiğimiz son albüm olacakmış gibi hissettim. Bir sonraki için farklı şeyler denemek istedim, bu yüzden yapabileceğim her şeyi yaptım. 

── Bu uzun albüm kaydı sürecinde en çok ne aklında kaldı?

Taka: Hepimiz nefes almaya bile fırsat olmadan çok sıkı çalıştık. İlk defa dilini bile anlamadığımız bir yere gitmiştik, ben de çalışma programımızı kendi kafama göre yaptım. Canlarını çıkardım (gülüyor). Bana ayak uyduramadılar çünkü çok hızlıydım. Ama çok çabaladılar ve bunun için ne kadar teşekkür etsem az.

── Onları sadece zafere odaklamıştın yani?

Taka: Düşündüğüm tam olarak buydu. Acaba sadece kendi egomuz için Japonya’da kalmaya devam mı etmeliydik diye merak ediyorum. Festivallere davet ediliyor, bizi sevdiği için konserlerimize gelen birçok hayranımızla harika zaman geçiriyorduk. Bir noktada “saçma bir şeyler var” diye şüphe hissetmeye başladım. Grubumla öfkemden güç alarak müzik yapmıştım, ama artık böyle huzurlu, mutlu bir durumda olmak tuhaftı. Bu yüzden içimdeki her şeyi yıkmaya ve bir kere daha inşa etmeye karar verdim. Doyuma ulaşma hissinden nefret ediyorum. 

── Yani bunun anlamı, yeni bir görüş açısı kazanmak istediğin için o istikrarlı rutini yok ettin? 

Taka: Bence her şey yok olduktan sonra geriye kalan şey en değerlisi. Kendimi kaybolmuş hissettiğim zamanlar oldu ve şimdi diğerleriyle birlikte bununla ilgileniyoruz. Yurt dışında kayıt yapmakla ilgili kendi bencil düşüncemi takip etmem sayesinde diğerlerini de “hadi yapalım!” ruhuyla cesaretlendirebildim. 

── Bu şekilde bitirmeye çalışmak sıfırlanmış hissettirir diye mi düşündün?

Taka: Evet böyle düşündüm. Eğer Japonya’da kalmaya devam etseydim bakış açım darlaşacaktı, ama farklı bir yerin havasını teneffüs etmeyi denersem kafama takılan küçük sorunların farkına varma şansım olacaktı. Aynı zamanda bu sayede olgunlaşabilecektim. 

── Farklı yapımcılarla çalışma deneyimi şarkı karakterini daha göze batar hale getirir.

Taka: Doğru. En başta şüphe içindeydim. Müzik türü çok dağınıktı. Ancak, o yapımcılarla çalışma fırsatı yakalamıştım ve savunmacı tutuma devam edersem asla tamamlama şansım olmayabilirdi. İnandığımız şarkılar üzerinde kesin bir fikre varana kadar çalışmayı sürdürdük ve bu şarkıları Amerika’ya getirdik. Önceki albümümüz “人生×僕=” (Jinsei×Boku)dan daha iyi olduğunu düşünüyorum.

── “35xxxv” albüm isminin anlamı nedir?

Taka: Yapım için Amerika’ya gittiğimizde 35 rakamı çok karşıma çıktı. Bu “35” rakamı yediğim yemeğin tutarı veya bir tabelanın numarasıydı. Bunu yapım sırasında yaşayınca etkilendim ve dönüş noktamız olduğunu düşünüp albüm ismi olarak kullandım. İnsanlar olduğundan daha büyük anlamlar yüklüyor ve 35’in anlamını merak ediyor. Ama aslında hiçbir anlamı yok (gülüyor). 

── Turun Mayıs’ta başlayacağını duydum. 

Taka: 2014 yılını yurt dışında albüm kaydıyla geçirdiğimizden Japonya’daki hayranlarımız için eve döneceğiz. Yurt dışında kayıt yaptık, çünkü sadece bir kere yaşıyoruz. Ve yapmaya çalıştığımız şey için harika tepkiler aldık. Turda sonunda hayranlarımızla bir araya gelebileceğim daha uzun zaman olmasını sabırsızlıkla bekliyorum. 


İng. Çeviri: Dessy @dnooriani.wordpress
TR Çeviri: Cage @ONEOKROCK_TR